Ben röntgenci miyim?

Yazmaya yazmaya, bin yıllardır blogun taslaklar klasöründe onlarca yazı konusu birikmiş. Hazır dükkanı açmışken (blogu yani) ve içini derleyip toparlıyorken o eski yazı taslaklarını da karıştırdım şöyle bir. (Dükkan demişken, kendimi şu an atölyemin önünü çalı süpürgesiyle süpürürken hayal ettim, alaaahım beni esnaf eyle!)

Çok güzel bir link kaydetmişim zamanında. “İnsanları pencereden “dikizleyen” fotoğrafçıdan mükemmel bir seri: Paris Manzaraları” adını taşıyan yazıda fotoğrafçı Gail Albert Halaban’ın gerçekleştirdiği bir projeden söz ediliyor. İşe New York’ta başlayan, sonra Paris’te devam eden Halaban, evlerdeki insanları gözetlemiş ve fotoğraflamış. habersiz, gizli kapaklı değil ama; “modellerin” fotoğraflarının çekileceğinden haberleri oluyormuş. Böylece sanatçı onlarca farklı evin penceresinden görünen farklı farklı sahnelere imza atmış.

Gail Albert Halaban 2

Gail Albert Halaban, “Out My Window”, Rue Jouye-Rouve, 20. Bölge, Paris

Halaban kendiniz “arkadaş canlısı bir gözetleyici” olarak tanımlıyor. Sonuçta insanların haberi var, değil mi? Gizli kapaklı, sinsi bir iş yapmıyor. Yine de insanların yaşamlarına gizlice ortak oluyormuş hissini de yadsıyamayız. Continue reading

3 Sözcük 3 Kural: Röntgenci ile Hırsız

Hani geçen hafta Yıldıray’la oynadığımız “3 Sözcük 3 Kural” adlı bir oyundan söz etmiştim ya… Hatta o oyun sırasında yazılmış bir de öyküyü yayımlamıştım.

Bilgisayarımın dip köşelerinden çıkan bir öykü daha var. Bu oyunun kural ve sözcükleriyse şöyle:

  1. Palto (Kışın giyilmeyecek.)
  2. Lahana (Benzetme olarak kullanılacak.)
  3. Öfke (vurdulu kırdılı bir biçimde, şiddetle değil, akılcı bir yolla ifade edilecek.)
  4. Continue reading