Çocuk felcini bitirmeye şu kadar kaldı!

sukadarkaldiBen çocuk felci diye bir hastalık artık yok sanıyordum. Az önceye kadar. Meğer bitmemiş. Hâlâ görülebilen bir hastalıkmış çocuk felci.

Az önce posta kutumu temizlerken Yeşilist‘ten gelen bir e-postaya denk geldim. Uluslararası Rotary Vakfı, çocuk felcini dünya üzerinden silmek için bir kampanya yürütüyormuş. Yeşilist de bu kampanyaya destek vermek için bir adım atmış. Sitede yazdıklarına göre,

  • Çocuk felci vakaları 1980’lerin sonundan bu yana oldukça azalmış ama tamamen bitmemiş.

  • Önlem alınmazsa önümüzdeki 40 yıl içinde 5 yaşın altındaki 10 milyon çocuk bu yüzden sakat kalabilirmiş.

  • Afganistan, Pakistan ve Nijerya’da bu hastalık henüz önlenebilmiş değilmiş.

sukadar-cincuceKampanyaya destek vermek de çok kolay: Yeşilist’in açtığı “Şu Kadar” sayfasına gidip “Çocuk felcini bitirmemize ‘şu kadar’ kaldı,” simgesi yapmak ve o simgeyi yaparkenki fotoğrafınızı siteye yüklemek.

Yollanan her simge (yüklenen her fotoğraf) için bir adet çocuk felci aşısı bağışlanıyormuş.

Siz de desteğinizi eksik etmeyin. Sadece “şu kadarcık” kaldı.

Diş pilavı, kuş pilavı, Cincüce’nin sebzeli pilavı

Deniz’in ablamın yemekleriyle ilgili bir tespiti vardır: “Annem çok güzel yemek yapar. Ama yaptığı yemeği sadece bir kere yiyebilirsiniz.”

Çünkü ablam yaparken uydurur ve bir daha asla aynı yemeği yapması mümkün değildir. Aynı suda iki kere yıkanamazsınız yani.

Benim de ablamdan çok da farkım yok. Kafama göre takılırım; güzel olur ama sonra aynı şeyi yakalamam mümkün olmaz. O yüzden geçe seneden beri yemek yaparken, daha doğrusu iştahla özel bir yemek yapmaya giriştiğimde bir kenara kullandığım malzemeleri ve ölçülerini yazıyorum.

İşte geçen gün yaptığım sebzeli, kabuklu pirinci de yazmış bulundum. İyi de oldu. Afiyetle yedik. Yerken bize diş buğdayını hatırlattı. Adını “Diş pilavı, kuş pilavı, Cincüce’nin sebzeli pilavı” koyduk.

Malzemeler

  • 2 bardak esmer pirinç
  • 1 iri kabak
  • 2 havuç
  • 2 kırmızı biber
  • 5 diş sarımsak
  • 1 kaşık tereyağı
  • Tuz, karabiber, köri, zencefil, zeytinyağ

Yapılışı:

  1. Tereyağı eritilir.
  2. Sarımsaklar ince kıyılıp biraz kavrulur.
  3. Sonra pirinç eklenip iyice kavrulur.
  4. Küp küp kesilmiş sebzeler eklenir. (Havuç, biber ve kabak sıralamasıyla).
  5. Biraz daha kavurmaca…
  6. 4 bardak su konur.
  7. Baharatlar eklenir. (Ölçü isteğe göre değişir. Ben çok bol koydum ama yine de “baharatlı” denebilecek bir yemek olmadı. Kabuklu pirinç tatları fazlaca emdi ve baskın tat kendi kokusu oldu.)
  8. Suyu çekince ocak söndürülür ve pilav demlenir.
  9. İsteyen üzerine zeytinyağı gezdirir.
  10. Kişi çok açsa demlemeyi memlemeyi falan beklemez; pilavı doğruca gövdeye indirir.

Kavur...Bekle(me!)...Ye!

Değişim

Geçen gün Hıdrellez’de dilemeyi düşünüp de kağıda yazmayı unuttuğum bir şey vardı. Yeniden düzenli yoga yapmak, çigong yapmak… Kağıda yoga hocamın ve çigong eğitmenimin birer resmini yapmayı düşünmüştüm. 🙂 Yok, kardiş, ben evde yapamıyorum bu işleri. Çünkü sabah istediğim saatte uyanamıyorum. Öyle arada bir yapmakla işe yaramıyor bu işler. Düzenli yapacaksın. Akşamları yapmak iyi geliyordu ama akşam da bilgisayara yapıştığım için (ya da seramik atölyesinden çamur kıvamında geldiğim için) yorgunluktan motive olamıyordum. Bir de bisiklet yoganın önüne geçtiğinden beridir, yogayla bir güzel uzatıp, esnettiğim kaslarım bisiklet yüzünden toparlanıp şişiyor.

Yetmezmiş gibi TRT’deki son bir yılda canıma okuyan, berbat-stresli-negatif-(buraya olumsuz başka ne varsa onu koyun) iş yüzünden bedenimin iyice kasılmış olması tuz biber oldu. Kısacası uzun zamandır Quasimodo gibi biri olmuştum.
Continue reading

Tek eksiğimiz otobüs rengiydi

İstanbul Büyükşehir belediyesi, kısa adıyla İBB, yemedi, içmedi yeni bir etkinliğe imza attı. Belediyemiz sağ olsun, biz halkın görüşlerine başvurarak muhteşem bir belediyecilik örneği göstererek, bizlerin otobüs rengini seçmeye davet etti. Aman ne müteşekkirim, ne müteşekkirim!

İstanbul Otobüs Rengini Seçiyor” adlı bir de site açan belediye, böylece otobüsün rengine bizim karar vermemizi istiyor. Aman ne güzel, ne güzel!
Continue reading

İstanbul’a ikinci organik Pazar

Yaşasın! Kadıköy’de yaşayan bizler de artık organik pazarımıza kavuşuyoruz. Konuyla ilgili olanlar bilirler. İstanbul Şişli’de birkaç yıldır bir “organik pazar” var. Her cumartesi kurulan pazarda birbirinden güzel, taze ve organik gıdalar alıcıya sunuluyor. “Keşke bizim tarafta da bir organik pazar açılsa,” dediğimiz günlerden birinde Kartal’da da bir pazarın açılacağı haberini almıştım. Continue reading