Cincüce’nin Girişimcilik Günlüğü 5

Tüm sanatçılar girişimcidir. Tüm girişimciler sanatçıdır.  Linchpin. Kaynak için tık tık.

Tüm sanatçılar girişimcidir. Tüm girişimciler sanatçıdır.
Linchpin.
Kaynak için tık tık.

Bu yazının başlığı “Beynim tostun içinde fazla kaldığı için eriyip yanlardan akan peynir gibi” de olabilirdi.

Ah ki ne ah… Halbuki geçen hafta ne de güzel başlamıştı. Güzel güzel konuşuyorduk. hayallerden, hayalleri gerçekleştirmekten, girişimci olmaktan falan. İlk üç günkü eğitimde, her dersten çıkışta “Aman ne iyi etmişim de gelmişim,” diyordum. Dördüncü gün ise Kosgeb eğitimi denen şeyin gerçek yüzüyle karşılaştık anacım: Finansman! Üstelik bir tokat gibi çarptı. Çok fena çarptı, öyle böyle değil.

Çok zorlanıyorum, çok… Yapacağım işi biliyorum, nasıl yapacağımı biliyorum. ama bunu sayısal verilerle ifade edemiyorum. Cuma günü, 5. gün konular yine daha anlayabileceğim türdendi. İşin reklam, tanıtım, pazarlama gibi kalemlerinde söz ettik. Eğitmenimiz hafta sonu için ödev verdi. Continue reading

Kafa karışıklığı

Geleneksel “Cincüce’nin yine kafası karışık günleri”ne hoşgeldiniz sayın seyirciler.

Bana ara ara olur. Böyle bir anda tıkanır kalırım. Şu “tıkanıklık” sözcüğünden nefret ediyorum. ediyorum da yine de kurtulamıyorum o halden.

Bir şeyler yapmak istiyorum. Bir şeyler yapıp satmak, yaptıklarımla para kazanmak istiyorum. Hayatım böyle geçsin istiyorum. Bir şeyler yapıyorum da. Sonra ne oluyor? Tıkanıyorum. Continue reading

Tahmin oyunu

Bu hafta seramik kursum başladı. Çarşamba sabahı bisiklete atladığım gibi, hoplaya zıplaya Kadıköy’e gittim. O sabah Bağdat Caddesi’nde, sırtındaki çantadan bir merdane ucu gözüken ve bisiklet tepesinde şarkılar söyleyerek giden birini gördüyseniz işte o benim!

Trafikte genelde (hatta hep) taksicilere gıcık ola ola pedal basarım. Her taksici benim için olası bir kavga, en iyi ihtimalle bir hırrr!lama  nedenidir. Geçmiş zamanın birinde Fenerbahçe Stadı’nın önünde bir taksiyi sallayan, ufak tefek, hanım hanımcık bir tip gördüyseniz, işte o da bendim. (Gerçi bu Yıldıray’ın iddiası; ben sadece adamın penceresinden “Canıma kastettinnn!” diye bağırmıştım, o kadar…)
Continue reading

Bindim bir alamete, gidiyorum bakalım nereye?

Bindim bir alamete, gidiyorum acaba nereye? Delinin biri olarak kuyuya attım taşı. Haydi hayırlısı. Hiç girişmediğim işlere giriştim. Bakalım ne olacak? Elalem yapıyor, benim neyim eksik. Herhalde kalkarım altından.

Bir Facebook sayfası açtım. Bir de Pasaj’da dükkan açtım. Şimdilik birkaç ürünü, elimde olan ve elden çıkarmak istediğim seramiklerimi seçtim. Devamında yeni şeyler gelecek. Haydi Cincüce rastgele!

Hamiş: Aslında kendi kendime tuzak kuruyorum. Kendime yem attım ki, kaytarmayayım diye. Madem başladım, geri dönüşü yok diye. Sesim soluğum çıkmaz ise dürtünzü, gaza getiriniz.

Yeni havadislerim var

Sevgili Günlük,

Seni çok ihmal ettiğimi biliyorum. 2010’a girdik gireli neredeyse yüzüne bakmaz oldum. Kendimi serseri mayın gibi hissettiğimden midir acaba?

***

Aldığım senaryo işinde fena bir koşuşturmacanın içine girdim. Rahat rahat yapacakken nasıl sıkıştım anlatamam. Meğer seslendirmeyi yapacak kişi askerdeymiş. Tüm senaryoların seslendirmesini izne geldiğinde yapacakmış haberi gelince paçalarım nasıl tutuştu, nasıl tutuştu… Sonunda geçtiğimiz Pazar günü son senaryoyu da yolladım, bitti. Ama ben de bittim. Continue reading