Maviler, pembeler, tertipler, düzenler

Şu bebeleri renklere göre kategorilendirme geleneğinden bi vazgeçin artık. Oğlanlar mavi giymesin. Kızları pembeye boğmayın. Bi rahat bırakın artık yahu! Daha bebek doğmadan başlarlar. İlle o cinsiyet öğrenilecek arkadaş. Sonra başlarlar mavi-pembe bombardımanına. Bebeğin her şeyin mavi alıp sonunda kız doğunca pembesiz pembesiz kalan insan var mesela şu hayatta. Ne oldu yani o bebek, eksik mi kaldı?

Ama genel olarak şekilciliği seviyoruz. Üstelik bu sadece bize özgü bir şey değil. Elin Evropalısında, Amerikanyalısında da var bu renk merakı.

pembe mavi flamingo

Beni ilgilendirmez, bana ne diyorum. Yavruma mavi mavi giydirmeyeyim diyorum. Gidip morları, kırmızıları, turuncuları arayıp buluyoruz. Bu sefer sağdan soldan insanlar (tanıdık da değil, sokaktaki tanımadığımız vatandaş) gelip dan diye yorum yapıyor. neymiş efendim, üzerindeki kırmızıymış, e bu çocuk kız değil miymiş, kız sanmışmış. Bizim Guçi’nin çekmecesinde hiçbirini bizim almadığımız 6-7 tane lacivert şort var. Kusucaz artık griden, lacivertten. Konu umurumda değil güya, ama bak nasıl da içime işlemiş 🙂 Continue reading

Kara

karaYaşadığımız topraklara Harry Potter’daki ruh emiciler üşüşmüş de içimizdeki bütün mutluluğu, güzel duyguları, olumlu her şeyi silip süpürmüş gibi hissediyorum. Ruhumu kasvet bürümüş. Önceden yazdığım gelincikli “mutlu” yazım tam da Soma felaketinin üzerine yayına girdi diye pişmanlık duyuyorum. Bahçedeki ağacın meyvelerine bakıp kendimi iyi hissettiğimde vicdan azabı duyuyorum. Tayga’yla oyun oynayıp eğlenirken, bir anda içim sıkışıyor. Ben böyle hissediyorken, bir yerlerde ocaklar söndü,; insanlar bırak çiçeğe böceğe bakmayı, evlatlarını, babalarını, eşlerini, sevgililerini, abilerini yitirdi, benimki onların yanında ne ki?

Bir takım insan diyemeyeceğim varlıklar bunu yapan. Bunu yapmaya hakları yok. Her gün, her gün, her gün, beddua etmeden geçirmiyorum artık. Kendi nefretini hepimizin içine salan bir varlık ve onun etrafına üşüşmüş bir takım köpekler mutluluğumuzu ele geçirmiş.

Bir ülke bu kadar mı uğursuz olabilir? Her gün kötü bir şey yaşanıyor bu ülkede ve her seferinde buna verdikleri tepkiyle bir kere daha şaşırıyorum. “Bu kadar da olamaz. Bir insan (insan?) bu kadar vurdumduymaz, arsız, umursamaz, küstah, soysuz olamaz diyorum.  Continue reading

İfrit Oluyorum No:27

Herhangi bir durum karşısında, ortada henüz bir problem bile yokken;

durup dururken ortalığı karıştıran,

arıza çıkaran,

ortalığı geren,

gerdiği yetmezmiş gibi bir de bir anda karşısındakiyle senli benli konuşmaya başlayan

tiplere İFRİT OLUYORUM!

Az önce PTT’de beklerken, içeri bir hanım girdi. Girmiş daha doğrusu. Dip tarafta olduğum için farkında değildim. Sonra köpek dikkatimi çekti. Beyaz renkli, gri benekli bir setter. Ay kuzu gibi duruyor orda öyle. İçimden “Şöyle bu tarafa gelse de azıcık sevsem keratayı,” derken, dükkanın diğer ucundan bir ses yükseldi:

“Ay kimin bu köpek?”

Ses tonundan hemen anlıyorsunuz zaten, “Bugünün arızası benim!” diye bas bas bağırıyor. Continue reading

İfrit Oluyorum No:24

Alt tarafı evleniyorlar diye motorlu taşıtlarına binip kornaya basa basa sokak aralarında gezinen insanlara İFRİT OLUYORUM!

Haydi o ikisinin gözü karardı diyelim… Onların etrafına doluşup daha fazla motorlu taşıtla, daha fazla korna sesi çıkaran eş-dost-akraba tayfasına ne demeli? Onlara daha çok İFRİT OLUYORUM! Continue reading

Neden kızlar pembe, erkekler mavi giyer?

Bu soruyu gebeşim diye sorduğumu sanmayın. Bu benim çocukluğumdan beri kafamı kurcalayan bir konudur. Sadece şu sıralar günün (ya da göbeğin) anlam ve önemi kapsamında bir kez daha sorguluyorum.

İnternette bu konuyla ilgili biraz gezinince Wiki Answers’ta ilginç bir açıklamaya rastladım. Açıklamada özetle şunlar yazıyor:

Aslında pembe renk sadece kızlara has, kız çocukların mülkiyetinde bir renk değilmiş! Continue reading

Kraliçelik zor zanaat

Dün gece 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nın açılışını izledim. 1988 yılından bu yana “profesyonel” olimpiyat izleyicisiyim. ’88 Seul Olimpiyatları’nın açılışını izleyip izlemediğimi hatırlayamıyorum; ama ondan sonraki -dünkü dahil- altı seramoniyi de izledim. Hepsinden çok çarpıcı sahneler kaldı zihnimde. Ama sanırım en komiğini dün İngilizler yapmıştı. Yaygın “soğuk İngiliz espirisi” inanışının aksine, bence İngiliz halkı eğlenmeyi ve ince mizahı, daha da güzeli kendileriyle dalga geçebilmeyi gayet iyi biliyorlar.

İngilizler’in en çok sevdiği konulardan biri de kraliçe. Kraliçe Viktorya’nın taklitlerini o kadar çok filmde görmüşüzdür ki, sanki gerçeğini görmüşüz gibi biliyoruz kendisini. Keza II. Elizabeth teyze de öyle. Sözgelimi dünkü törende 007 James Bond kraliçeyi bizzat evinde alıp helikoptere bindirdi, Londra semalarında gezdirdi; sonra da olimpik stadın tepesinden paraşütle aşağı attı. Continue reading

Ye kürküm ye

Geçenlerde gazetede Nuri Bilge Ceylan’la ilgili bir haber okudum. Televizyon izlemediğim için bilmiyorum; ama tartışma orada da devam etmiş.

Konu, Ceylan’ın SİYAD Ödül Töreni’ne hırka ile katılmasıymış. Efendim, Nuri Bilge Ceylan geçen sene Cannes’da smokinle sahneye çıkmışmış da, SİYAD töreninde neden smokin değil de hırka giymişmiş? Cannes’a kıymet veriyormuş da buradakilere saygısı yokmuymuş vs.vs. Herkes bir şey demiş. Ayıplayan da var, Nuri Bilge Ceylan’ı destekleyen de..

Bizim atölyede de konuşuldu bu mesele. Gazete tartışmalarına paralel bir sonuç çıktı. “Hava çok soğuktu, karlıydı, rahat ettiği biçimde, istediği gibi giyinmiş adam, kime ne?” de dendi; “Her yerin bir adabı, giyinme kuralı vardır,” da dendi.
Continue reading

Çocuk istismarına karşı harekete geçin.

Az önce bir ankete katıldım. Konu “çocuk istismarı”. Çocuk istismarıyla ilgili her gün birbirinden beter haberler okuyoruz, duyuyoruz. Bu konuda bir şeyler yapmak lazım. Bu konuda bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenlerden biri de Melis Hanım. Melis Hn. blogundan bir çağrı yapmış ve aşağıdakileri demiş:  

Adli Tıp hocam araştırma grubu kurdu, gönüllü öğrencilere ihtiyacım var dedi.Ben de düşündüm ki hayatım zaten eti puf gibi değil,büyük bir ihtimalle de olamayacak.Neden katılmıyım?Katıldım. Türkiye’nin ciddi bir sorunu olan (gerçi TR’de sürüyle var) çocuk istismarı konusunda gönüllü oldum. Araştırdıkça dehşete düştüm, konuya daha da ilgiyle yaklaşmaya başladım.Şu an işin anket aşamasındayım.Her meslek grubundan,bayan veya erkek,evli veya bekar,çocuklu veya çocuksuz farketmez 18 yaş üstü 1000 kişiye ihtiyacım var ki anket taş gibi olsun.Ad,soyad,tel no falan filan kişisel bilgi almayacağım bana sadece cinsiyetiniz,mesleğiniz,medeni haliniz ve varsa çocuklarınızın cinsiyeti ve yaşları lazım.13 tane de soru var.Bu 1000 kişiye ulaşmak için sağa sola deli gibi saldırıyorum.

Ankete katılmak için e.melis07@hotmail.com adresine bir e-posta göndermeniz yeterli.

Memleketimden insan manzaraları

Bir tanecik, tatlıcık, dünya tatlısı aile dostumuz Meral Abla’dan bugün bir e-posta aldım. Beni çok eğlendirdi; ona da sorup bir Bobin Hizmeti olarak yayınlayayım dedim. Postanın başlığı “Olaylar, sorular, cevaplarla bizden kesitler..” Okuyun bakalım ve bir sorun kendinize, bunlardan hiç karşılaşmadığınız var mı? ya da en az bunlar kadar saçma başka konu başlıkları yok mu? Çok eğlenceli bir ülkede yaşıyoruz, çok!
Continue reading