Yurdum polisinin görev aşkı

Bu ülke öyle bir ülke ki, kurallara harfiyen uyarız. Sistemi asla aksatmaz, her eşyi gereği neyse ona göre yaparız. Bayılıyorum, bayılıyorum!

Efen’im şöyle ki, dün bütün gün 23 Nisan çocuklarıyla eğlendiğim için, dünkü gazeteyi ancak bugün okuyabildim. Dün Yıldıray’ın gazete okurken neden kıkırdadığını da şimdi anladım. Bu, yurdum polisinin trafik kurallarını ne büyük titizlik ve duyarlılıkla uyguladığının haberidir ve tam metni şudur:
Continue reading

Otuz yılda bir…

Pazartesi günü şu güzel hayattaki otuz yılımı doldurdum. Tebrikler, kutlamalar bitti. Salı günü ikinci otuzluk devreye girdim.

Normal, sıradan bir güne başladım. Bisikletime atladığım gibi yola çıktım.

Hedef: Koşuyolu’ndaki seramik atölyesi.

Amaç: Bir gün önce sipariş ettiğim astar boyaları almak.

Yıldıray huysuz bir gününde olduğu için, benimle gelme önerimi reddetti. Ben de ısrar etmedim. Oturup çalışması gerekiyordu çünkü. Yola çıktım. Hava bulutlu ama güzeldi. Sahil yolu mis gibi deniz ve temiz hava kokuyordu. Manyak motorlu taşıt sürücüleri bugünlük Kalamış sahil yolunu rahat bırakmışlardı. Kadıköy’e çıktım. Acıbadem’e yöneldim. Rahat, sorun yok. Acıbadem ışıklardan Tepe Nautilus’a inen yokuşa saptım. Tepe’ye kadar da bir sorun yok. İleride, taa 100-200 metre ileride kırmızı montlu bir kadın… Yaklaşıyorum, yaklaşıyorum… Devamı…