Baharın sağlaması

Bahar gelince coşuyorum ben. Dün sokakta dolanırken baharla ilgili bir şeyler yazayım diye geçiriyordum aklımdan. Demin bir baktım ki geçen yıl da yazmışım bu konuda. Hatta ondan önceki yıl da. Demek ki ben her yıl baharda baharla ilgili yazma eğilimindeyim.

akasya

Geçen seneki yazıdan bu yana çok şey değişti. Bkz. o yazıdaki fotoğraf. Öyle sahile gideyim, çayırda uzanayım, bir de bira açayım… Yok öyle şeyler artık. Guçi varken nereye gidip de bira içeceksin! Ayrıca yine o yazıdaki Mucurteker’e binmeler falan… O gün bisiklet tepesinde yağmuru yiyince bir güzel soğuk almıştım. Bisiklet zinciri de yağmur çamurdan haşat olunca ha bugün, ha yarın bakıma veririm derken, hamile kaldım. Bisiklete binmek yalan oldu. Tam bir yıldır bisiklete binmiyorum, binemiyorum. Şaka gibi. Zinciri takır takır olan yavrumun lastikleri de indi. Öyle küskün küskün bana bakıyor her gün. Az daha sabır Mucurtekerim. Bu Guçi oğlan düzgün uyumaya başlasın, ben sabahlarımı sana ayıracağım. Continue reading

Zen

Bebeğin doğumuna az kaldı. Son iki gündür hareketlerinde belirgin bir fark var. Daha şiddetli ve sert tekmeler (aslında topuk darbeleri) yiyiyorum. Başı iyice aşağıya dönmüş. Bu da kendini epey hissettiriyor. Her tekmeye bir kafa vuruşuyla eşlik ediyor artık.

İlk başlarda (dördüncü aya girerken) “Acaba ne zaman tekmeleyecek bu velet?” diye sabırsızlanırken, 20. haftada başlayan kıpırtılar, pıtırıklar giderek daha eğlenceli bir hal aldı.

Benim için asıl hamilelik 30. haftada başladı. Ondan öncesi fasa fisoymuş. 35. haftanın sonundaysa başka bir aşamaya geçtim. Karnımın içindeki her büyük hareket beni yerimden sıçratıyor. İrkiliyorum. Hatta bazen ürküyorum. “Acaba,” diyorum, “yoksa doğum mu yaklaşıyor?” Continue reading