Amerika’ya bir-ki…

Hazırlıklar çok uzun zamandır sürüyordu. Ablamlar evlerindeki eşyaları aylardır eksiltiyorlar, eksiltiyorlar. Sonunda dün her şey 2,5 bavula sığdı. Yarın gidiyorlar. Taa okyanus ötesine, Yeni Dünya denen Amerikanya diyarına… Ablamın muhteşem bir öyküsü var. O muhteşem öykü, bu gidişi hak ediyor. Yolun sonunda güzel ve sürprizli bir yaşam var. Onun adına çok mutluyum. Peki ya Deniz? Yetişkinliğe adım atarken yepyeni bir maceraya atılıyor annesinin yanında.

Hâlâ birbirilerini yiye yiye didişiyorlar. Dün geceki bavul yerleştirme faslının diyaloglarını aktarabilmeyi isterdim. “Onu alma…o çok fazla gelir….o ağırlık yapıyor…eee ama sen de şunu bunu aldın… ben alırım…tüm odamı burada özetledim…kaykay tekerleklerimi bırakmam!…saçmalama…laf sokma…kapa çeneni…

Ama gidiyorlar diye yaşadığım bu hüzün niye?

Evde tam bir şenlik havası hakim. Cicoş bizde. Ablamların kimi eşyaları bizde. Bavula daha girmemiş ıvır zıvır ortada. Annem her akşam ayrı bir özel yemek yapıyor. Yarın sabah da veda faslı…

Rastgele Jijim, rastgele Minik Kuş!

Sade bir tatil

Bu yazı yayımlandığı sırada muhtemelen Bozcaada’da olacağız. Sade bir tatil için bir adaya gitmekten daha güzel ne olabilir? Madem sadelikten ve sadeleşmeden bu kadar dem vuruyoruz, tatile çıkarken boy boy bavulla da çıkılmaz. Biz ne yaptık? Bavul niyetine bir büyük sırt çantası (sanırım 35-40 lt) ve günlük yaşamda eşyalarımızı koymak için ufak boy sırt çantalarımızı doldurduk. Hepsi bu!

Peki bir haftalık bir tatil için yanımıza neler aldık? Continue reading