Pandora’nın Kutusu

Yunan mitolojisinin en sevdiğim öykülerindendir Pandora’nın Kutusu.

Efsaneye göre, ateşi tanrılardan çalarak insanlara armağan eden ve cezalandırılan Prometheus’un bir erkek kardeşi vardır. Zeus, Epimetheus isimli bu adama çok güzel ve çok akıllı bir kadın olan, balçıktan yapılma Pandora’yı eş olarak gönderir. Prometheus’un tüm uyarılarına rağmen Epimetheus Pandora’ya aşık olur ve onunla evlenir. Zeus Pandora’ya evlilik hediyesi olarak bir kutu armağan eder; ancak bir koşulu vardır: Her ne olursa olsun Pandora bu kutuyu asla ama asla açmamalıdır. İnsan meraklı bir varlıktır; Pandora da bu meraka yenik düşer elbette ve yasak olana karşı koyamaz. Kutuyu açar. Kutunun içinde bütün kötülükler vardır. Kutunun açılmasıyla birlikte kötülükler hızla dünyaya yayılırlar. Pandora son anda, içi tamamen boşalmadan kutunun kapağını kapatmayı başarırı. Kutunun içinde bir tek şey kalmıştır: Umut.

pandoranin kutusu

Sanatçı: Wetcanvas (Kaynak: deviantart.com)

Kıssadan hisse: İnsanlar dünyadaki bütün kötülüklere karşı hayatta ellerinde çok değerli bir şey tutarlar. O da umuttur işte. Continue reading

Bir belediyecilik hizmeti olarak temizlik

Geçtiğimiz haftalarda bizim sokağın kaldırımlarını yeniden yaptılar. Epey uzun ve zahmetli ve TOZLU bir işti bu. Sokağın aşağısından başladılar, bizim binanın önünden geçtiler, yukarıya doğru gittiler. İlerledikleri yol boyunca da doğal olarak geride bolca toz, toprak, kum kaldı. Sonra çekip gittiler. Bolca toz, toprak, kum kalmaya devam etti. Kaldırımlar yapılırken o kumları da bir yandan süpürüp faraşlarla temizleyebilirlerdi; temizlemediler. Fazladan iş.

Yol kuruyken rüzgar estikçe Sahra Çölü’nün kum fırtınalarını aratmayacak bir ortam oluşuyordu. Arada yağmur yağdı yağmasına ama kum ağır çektiği için yolun kenarında birikip kaldı.  Continue reading

Duvar resmi

Bugün hava pek şekerlemeydi. Fotokopicide halletmem gereken işi bahane edip yürüyüşe çıktım. Hazır gitmişken geçenlerde yaptığım birkaç Moli ve Olaf resmini tarattırayım, sonra da bastırayım dedim. Aklımda kimi fikirler var, onların denemesi olacaktı bu basit işlem.

Gittim. Bekledim. Gebeş gebeş ayakta kaldım. Çok ağırdan aldılar. Neyse, sonunda taradı resimleri. İş çıkış almaya geldi. O da ne? Makineden çıkanla benim götürdüğüm resimler arasında dünya kadar fark var. Resimler suluboyaydı. Ama üzerlerine Artline’la da eklemeler yaptığım için soluk değillerdi. Yine de renk tonlarının olduğu yerlerde ton mon kalmamış; kele dönmüş, bembeyaz çıkmış. Kahverengi ve yeşil renkli kitaplık sarı çıkmış. Haydi renkli yerleri geçtim; sadece siyahla çizdiğim koskoca bir mahalle resminin siyahları ne idüğü belirsiz bir renk çıkmış. Gri desen, o da değil.

Adama “Bu niye böyle çıktı?” dedim. “Öyle olur, renk kaybı normal,” dedi. “Yani asla orijinalindeki gibi çıkmaz mı diyorsunuz?” dedim (ki öyle olmadığını herkes bilir.)  “Çıkmaz, bu kadar olur,” dedi (yanındaki arkadaşı da kafa sallayıp onaylıyordu o sırada). “İyi bari,” dedim, ayrıldım (demek ki öyle olmadığını bir ben bilmiyormuşum). Adamla bunun daha nesini tartışayım ki? Oldu olacak neresi olduğunu da söyleyeyim, işi düşen gidip de bir şey yaptırmasın onlara: Göztepe Tanzimat Sokak’taki Cemil Ozalit. Gitmeyiniz, işinizi heba etmeyiniz, canınızı sıkmayınız. Kendi beceriksizlikleri midir, makineleri mi bozuktur, bilemem. Bir değil, iki değil, bu kaçıncı beceriksizlikleri… Üstüne bir de pişkin pişkin yalan söylüyorlar. Continue reading

İfrit Oluyorum No:24

Alt tarafı evleniyorlar diye motorlu taşıtlarına binip kornaya basa basa sokak aralarında gezinen insanlara İFRİT OLUYORUM!

Haydi o ikisinin gözü karardı diyelim… Onların etrafına doluşup daha fazla motorlu taşıtla, daha fazla korna sesi çıkaran eş-dost-akraba tayfasına ne demeli? Onlara daha çok İFRİT OLUYORUM! Continue reading

Yurdum polisinin görev aşkı

Bu ülke öyle bir ülke ki, kurallara harfiyen uyarız. Sistemi asla aksatmaz, her eşyi gereği neyse ona göre yaparız. Bayılıyorum, bayılıyorum!

Efen’im şöyle ki, dün bütün gün 23 Nisan çocuklarıyla eğlendiğim için, dünkü gazeteyi ancak bugün okuyabildim. Dün Yıldıray’ın gazete okurken neden kıkırdadığını da şimdi anladım. Bu, yurdum polisinin trafik kurallarını ne büyük titizlik ve duyarlılıkla uyguladığının haberidir ve tam metni şudur:
Continue reading

İfrit No:10

Yılbaşı ifriti

Wall-E, M-O ve Eve yeni yılınızı kutlar, mutlu ve sağlıklı bir yıl diler.

Bütün vitrinlerde kırmızı don görmeye İFRİT OLUYORUM! İfrit ola ola bitiremedim. Yılbaşı geçsin de şu donları indirin artık ya!!

Yılbaşında ille de içki içilmesi gerekir inancına İFRİT OLUYORUM.

Bir de bunu dayatanlara… Yılbaşında çılgınca eğlenilmesi gerektiği inancına sahip kişilere … Evde her zamanki gibi sakin bir akşam geçirmek isteyişimizi anlamayanlara İFRİT OLUYORUM.
Continue reading

İfrit No:9

Dolmuşta bacaklarını açarak koltuğu işgal eden adamlara İFRİT OLUYORUM! Onların ortasında oturmaya daha da İFRİT OLUYORUM!

Dolmuşta en arka sıranın sağdan ikinci koltuğuna oturmaya İFRİT OLUYORUM! Siz binmeden hemen önce cam kenarındaki kişi iner. Sağdan ikinci koltuktaki de hemen cam kenarına kayar. Ve size iğrenç, berbat, sıkışık, sefil, ruhsuz, ifrit olunası sağdan ikinci koltuk kalır.
Continue reading

Memleketimden insan manzaraları

Bir tanecik, tatlıcık, dünya tatlısı aile dostumuz Meral Abla’dan bugün bir e-posta aldım. Beni çok eğlendirdi; ona da sorup bir Bobin Hizmeti olarak yayınlayayım dedim. Postanın başlığı “Olaylar, sorular, cevaplarla bizden kesitler..” Okuyun bakalım ve bir sorun kendinize, bunlardan hiç karşılaşmadığınız var mı? ya da en az bunlar kadar saçma başka konu başlıkları yok mu? Çok eğlenceli bir ülkede yaşıyoruz, çok!
Continue reading